NEDEN ŞEHİR ARAŞTIRMALARI MERKEZİ?

17 Mayıs 2012

Şehir Araştırmacısı olma, son bir yılda sık sık gündeme getirdiğimiz ve bu hususta dikkat çektiğimiz –kendi iddiamıza göre-yeni bir bilim dalı olarak, literatörde yerini almalıdır. “Neden Şehir Araştırmaları Merkezi?” sorusuna cevap vermeye çalıştığımız makalemizde, bu konuda daha önce yazdıklarımızdan daha farklı açıklamalara yer vereceğimizi sanıyoruz.

Günümüzde şehir konulu çalışmalarda çok başlılık esastır. Şehrin tüm yönleri ile ilgilenen araştırmacılar yerine konularına göre çalışanlar, şehri ele almaya çalışmaktadır. Elbette konu uzmanlarının kendi dallarında çalışmalarda bulunması elzemdir. Her alanda uzmanlaşmış bulunanların kendi alanlarında şehre dair çalışmaları önemlidir. Fakat, sadece kendi alanında çalışanlar, diğer alanlardan kopuk biçimde, sadece kendi çerçevelerinde çalışmalarda bulunur. Bu şekilde seyreden çalışmalar, bütünlük taşımaz ve parça konumunda tamamlanmayı gerektirir. Bu bakışla yapılan çalışmalar, bir araya getirilmediği için, araştıranlar, konunun uzmanları alanlarında ne kadar başarılı olursa olsun, bütünde buluşmadıkları için, yaptıkları araştırmalar ve çalışmalar, kendi sahalarındaki literatörde   hapsedilmiş biçimde kalır ve şehre dair araştırmalarda bulunanlara yeterince fayda sağlamamaktadır. Yazının tamamını okuyun »

Diyarbakır Hamamları ve Kültür-Sanat Üzerine

02 Mayıs 2012

Giriş:Ele aldığımız hamamlar, tarihî özelliğe sahip olan, mimarî özelliklere sahip, dünden bugüne gelen ve bu yönüyle kayda değer vasıflara sahip hamamlardır. Aslî vasıflarını korumakla beraber, günümüzde atıl duruma düşmüş, bir bölümü başka amaçlar için kullanılan, tescilli olmasına rağmen yer yer işyerine dönüştürülmüş bu tarihî yapıların dünden bugüne seyrini ele alacağımız hamamlar, korunması gereken tarihî yapılardır.  Yazının tamamını okuyun »

YAZARLIK ÜZERİNE NOTLAR

18 Nisan 2012

Dergide çıkan yazımızı merak eden arkadaşımızla yürüyoruz, beraber. Söz, yazarların çaresizliğinden, kimsesizliğinden açıldı:
-Neden yazarlar, tek bir çatı altında toplanmıyor?
Anlatmaya çalıştım, dilimin döndüğü kadar. Mensubu olduğum Yazarlar Birliği’ni tanıtmaya çalıştım. Sitesinde yer alan yazılardan bahsettim. Yazının tamamını okuyun »

DİYARBAKIR KÖPRÜLERİ

14 Nisan 2012

Diyarbakır Köprüleri-1 Ayşegül Ümran ABAKAY’dan

 

            Giriş: Köprüler, kimi zaman musikîye konu olur, ağıtlar biçimde; Bazen Yeşilırmak Köprüsü çöker bazen Çarşambayı sel alır. Musıkîde oldukça yer edinen köprülere başka anlamlar da yüklenir; aradaki dostluk köprülerini atmak gibi.

           Coğrafyaların fizikî olumsuzlukları sebebiyle ulaşımı sağlama amaçlı yapılan köprüler, genelde sıradandır, gelişigüzel yapılmıştır, sanattan uzaktır. Yazının tamamını okuyun »

Sultan Sa’sa’a Üzerine Son Yazı

07 Nisan 2012

 

Diyarbakır’da medfun bulunan ve naaşı mezarından çıkartıldıktan sonra  belirsizlik içinde olan İslam’ın İlk Diyarbakır Valisi Sultan Sa’sa’a hakkında arada bir basında çıkan kimi açıklamalar ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün konu hakkındaki kimi duyarsızlığına dayalı yorumlar, hakkında en çok makale yazan biri olarak, Sultan Sa’sa’a hususunun bilmeceye dönüşmesine gönlümüz razı olmadığı için son kez düşüncelerimizi ifade etmeye çalışıyoruz. Yazının tamamını okuyun »

Hikâye:Hasret Kanayan Yaradır Soğutulmaz Yüreğimde

07 Nisan 2012

Senelerdir yazmakta olduğu hatıralarını noktalamak isteyen yazar, sıkıntının dayanılmaz zirvesinde, defterinin kalan son sayfasına bir şeyler daha eklemek istedi. Bunca senedir sürüp gelen notlarının nihayetinde yaşadığı döneme dair anlattıklarının özeti sayılabilecek son cümlelerini düşündü.

Yazdıklarının sonunda okurun kendisi hatırlayabileceği, akıldan silinmeyecek kısa bir yazı yazmasının önemini biliyordu. Yazının tamamını okuyun »

Şehirler de Ölür!..

07 Nisan 2012

Hayatın olmazsa olmazlarındandı, her ayda bir gün. Gittiği mezarlık başında dünyadan göçenleri yaddeder ve halkın arasına karışır,”Ölüm vardır, Ey İnsanlar!…” diye söylenir, sonradan  hiçbir şey demeden herkesin bildiği mekânı olan tepeye çıkar, küçücük kulübesinde  hayatının kalan ömür sermayesini tüketmeye başlardı. Yazının tamamını okuyun »

“Şehir” Denince Anlaşılan Nedir?

07 Nisan 2012

Kimi zaman gıpta ile bakardık, şehir görmüş insanların kaza dediğimiz, nüfusu üçbini zor bulan, köy yaşantısından kurtulmamış ilçemize, gelişlerine. Şehirlinin giyimi-kuşamı, konuştuğu dil, bizde ister istemez bir hayranlık uyandırırdı. Onlar gibi giyinmek, onlar gibi konuşmak, onlar gibi yaşamak, hayallerimizi süslerdi, her daim. Yazının tamamını okuyun »

Şehirlerin Kimsesizi: Şehir Tarihi Yazarları

07 Nisan 2012
Mensubu olmaktan daima övünç duyduğumuz ve sürekli olmasa da sitesine yazdığımız TYB, şehir konulu çalışmalara oldukça olumlu bakmaktadır. Kasım 2010’da gerçekleşen 1. Milletlerarası Şehir Tarihi Yazarları Kongresi ile üstüne düşen görevi yerine getiren ve sorumluluğunu idrakte kusursuz olan TYB, ileride farklı çalışmalarda da bulunacak. Yazının tamamını okuyun »

Benim Şehrimde Olandan Yok Haberim / Bundandır Belki Saçı Beyazlatan Kederim

24 Mart 2012

            Benim şehrimden birçok isim çıktı, diğer şehirlerin çoğunun yakalayamadığı şanla şöhretle.

Benim şehrimden gelip geçen isimler, günümüzdekiler kadr u kıymet bilmediği ve kendileri menkul değerlere sahip olduklarını bildiği için geçici olsa bile nisyanla başa başa şehre can ve kan verenler.

Benim şehrim, etrafındaki binlerce senelik kalesiyle, günümüzdeki şehirler içinde ismine yakışır bir şehirdir. Gelin görün ki kalesi yer yer yıkılmaya karşı olmasına rağmen, bizimkiler günü kurtarmaya çalışıyor, sağlam kalan burçların önünde tebessümü eksik etmemektedir, simalarında. Geride kalan yıkık taşlar, beraberinde kitabeleri de bir bir ortadan kaldırıyor, her düşüşlerinde tarihten bir kitabenin kayboluşuna da tanıklık ediyor, ağlamaklı şehadetimiz, dünden bugüne gelip bugünden yarına miras kalmayacağa benzeyen Diyarbekir Kalesi ile, surlarıyla, burçlarıyla, kitabeleriyle, kabartmalarıyla…

Benim şehrimden gelip geçen insanlar bilirler, geçmişteki önemini, Mezopotamya Uygarlığının merkezi konumunda olduğunu, ekonomik ve her alandaki etkileşimlerin cereyan ettiği mekânda bulunduğunu, bu vasfının jeopolitik-stratejik öneminin bulunduğunu.

Benim şehrim, birçok kez bu vasıflarına rağmen bir deniz kıyısında bulunan küçücük bir kasabanın ne gelirine sahip oldu ne de o kasaba kadar değere layık görüldü. Yazının tamamını okuyun »